Antalya Güncel web sitesi, öncelikli olarak Antalya'nın yerel haberlerini sunmak ve Antalya sakinlerinin sesi olmak amacıyla kurulmuştur.
Turist Geziyor Ama Alışveriş Yapmıyor
Turizmci Atakan Doygun’un Turizme Genel Bakışı
Anadolu Üniversitesi Turizm İşletmeciliği mezunu Atakan Doygun, eğitim hayatı boyunca hizmet sektöründe çalıştı. Babasının halıcılık mesleğinde 40. yılını doldurması üzerine onu yalnız bırakmak istemeyen Doygun, yaklaşık altı buçuk yılın ardından Antalya’ya geri döndü. Doygun, geçmişten bugüne Türkiye turizminin geldiği noktayı değerlendirdi.
“1980 ve 1990’lar Turizmin Altın Yıllarıydı”
1980’li ve 1990’lı yılların turizm açısından çok daha kaliteli dönemler olduğunu belirten Doygun, bu yılların Türkiye turizminin atılım yaptığı süreçler olduğuna dikkat çekti. Otelleşmenin hız kazandığını ve her şey dahil sistemin bu dönemde başladığını ifade eden Doygun, “O yıllarda ülke genelinde ciddi bir turizm hareketliliği yaşandı. Türkiye, yapılan yatırımlarla bir turizm ülkesi haline geldi” dedi.
Her Şey Dahil Sistem Esnafı Olumsuz Etkiliyor
Yoğun talep sonrasında otel sayısının hızla arttığını ve anklav turizminin ortaya çıktığını söyleyen Doygun, her şey dahil sistemin şehir esnafına zarar verdiğini belirtti. “Gelen turistler Belek ve Kemer gibi bölgelerden dışarı çıkmıyor. Tüm ihtiyaçlarını otel içinde karşılıyorlar. Bu durum esnafın iş hacmini ciddi şekilde düşürüyor” diye konuştu.
Turist Geziyor Ama Alışveriş Yapmıyor
Turizmde müşteri sayısının giderek azaldığını ifade eden Doygun, gelen turist profilinde de değişim yaşandığını söyledi. “Turistler artık daha çok gezip görmeyi tercih ediyor, alışverişe yönelmiyor. Bu da yerel ekonomiyi olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.
Sektör İçindeki Hatalar Kaliteyi Düşürüyor
Turizm sektöründe bazı yanlış uygulamaların da olumsuz tabloyu derinleştirdiğini vurgulayan Doygun, “Bazı esnafların işini düzgün yapmaması ya da turistleri tedirgin eden davranışlar sergilemesi, genel turizm kalitesini düşürüyor. Bu durum gelen turist profilini de etkiliyor” dedi.
Yılbaşı Öncesi Esnafta Bir Umut
Yılbaşı döneminin yaklaşmasıyla birlikte esnafın sınırlı da olsa bir hareketlilik beklediğini dile getiren Doygun, beklentilerin bir varsayım olduğunu söyledi.
Kış Turizmi İçin Saklıkent Ön Plana Çıkarılmalı
Kış turizminin canlandırılması için Saklıkent’in daha etkin kullanılması gerektiğini belirten Doygun, acentalar ve oteller aracılığıyla farklı organizasyonların düzenlenebileceğini ifade etti. Kampanyalar, vergi indirimleri ve teşviklerin bu sürece katkı sağlayacağını dile getirdi.
Festivaller ve Etkinlikler Yetersiz
Eğlence ve etkinlik sektörünün Antalya’da yeterince gelişmediğini söyleyen Doygun, turistlerin özellikle festivallere ilgi gösterdiğini belirtti. “Ulusal çapta festivaller, büyük etkinlikler ve güçlü tanıtım çalışmaları yapılmalı. Uçak biletleri ve konaklama için sağlanacak teşviklerle Antalya yeniden cazip bir destinasyon haline getirilebilir” diye konuştu.
Haberi yazan Muhabir: Zeynep YAZLIK
Antalya’nın Dağları Arasında Saklı Lezzet: Green Olive Garden Kahvaltı Evi
Antalya’nın Konyaaltı ilçesine bağlı Çakırlar Hacısekilliler Mahallesi karşısında yer alan Green Olive Garden Kahvaltı Evi, doğayla iç içe atmosferi ve zengin kahvaltı menüsüyle hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi.
Antalya denildiğinde akla genellikle deniz, kum ve güneş gelse de kentin dağlık bölgelerinde yükselen doğa turizmi, alternatif lezzet duraklarını da öne çıkarıyor. Bu durakların başında gelen Green Olive Garden Kahvaltı Evi, Torosların eteklerinde, zeytin ağaçları ve yeşillikler arasında sunduğu manzarayla ziyaretçilerini adeta büyülüyor.
Doğayla İç İçe Kahvaltı Deneyimi
Çakırlar bölgesinin doğal dokusunu bozmadan tasarlanan mekân, özellikle hafta sonları şehir merkezinden uzaklaşıp huzur arayan Antalyalıların uğrak noktası oluyor. Açık alan ağırlıklı yerleşimi, temiz havası ve kuş sesleri eşliğinde sunulan kahvaltı, misafirlere doğayla baş başa bir deneyim sunuyor.
Turistlerin Yeni Gözdesi
Green Olive Garden yalnızca yerli ziyaretçilerin değil, Antalya’ya gelen yabancı turistlerin de dikkatini çekiyor. Sosyal medya paylaşımları ve tavsiyeler sayesinde ünü hızla yayılan mekân, özellikle Avrupa’dan gelen turistler tarafından “Antalya’nın dağlar arasındaki en güzel kahvaltı evi” olarak tanımlanıyor. Doğal ürünlerle hazırlanan serpme kahvaltı, yöresel lezzetleri tanımak isteyen turistler için önemli bir cazibe oluşturuyor.
Yerel Ekonomiye Katkı
Bölge turizmine katkı sağlayan Green Olive Garden, aynı zamanda yerel üreticilerden temin edilen ürünleriyle kırsal ekonomiyi destekliyor. Zeytin, peynir, bal ve ev yapımı reçeller gibi birçok ürünün doğal ve yöresel olması, mekânın tercih edilme nedenleri arasında yer alıyor.
Antalya’nın Alternatif Turizm Rotasında Öne Çıkıyor
Uzmanlar, Antalya’da kırsal ve gastronomi turizminin her geçen gün geliştiğine dikkat çekerek, Green Olive Garden gibi işletmelerin bu dönüşümde önemli rol oynadığını belirtiyor. Deniz turizminin yanı sıra doğa ve lezzet odaklı rotalar arayanlar için Çakırlar bölgesi, yeni bir çekim merkezi haline geliyor.
Doğanın kalbinde, dağların arasında huzurlu bir kahvaltı yapmak isteyenler için Green Olive Garden Kahvaltı Evi, Antalya’nın keşfedilmeyi bekleyen en özel adreslerinden biri olarak öne çıkıyor.
Haberi yazan Muhabir: Öner LEVENT
Manavgat: Antalya Turizminin Sessiz Gücü, Doğa ile Tarihin Buluşma Noktası
Antalya denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak büyük oteller, kalabalık plajlar ve hareketli gece hayatı geliyor. Ancak kentin doğusunda yer alan Manavgat, turizmi yalnızca deniz-kum-güneş eksenine sıkıştırmayan yapısıyla Antalya’nın en güçlü ama en sakin destinasyonlarından biri olarak öne çıkıyor. Doğası, tarihi mirası ve çeşitlenen turizm anlayışıyla Manavgat, son yıllarda ziyaretçilerin tatilden beklentilerini yeniden tanımladığı bir merkez haline geliyor.
Manavgat’ın en bilinen simgesi kuşkusuz Manavgat Şelalesi. Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği bu doğal alan, bölgenin turizm kimliğinde önemli bir yer tutuyor. Şelale çevresindeki yürüyüş alanları, dinlenme noktaları ve doğal peyzaj, ziyaretçilere kısa süreli ama etkileyici bir doğa deneyimi sunuyor. Yetkililer, şelalenin korunması ve sürdürülebilir şekilde kullanılması için çevre düzenlemeleri ve denetimlerin artırıldığını belirtiyor.
Ancak Manavgat’ı turizm açısından farklı kılan yalnızca doğal güzellikleri değil. İlçeye bağlı Side Antik Kenti, Türkiye’nin en önemli açık hava müzelerinden biri olma özelliğini taşıyor. Apollon Tapınağı, antik tiyatro ve tarihi liman kalıntıları, özellikle kültür turizmine ilgi duyan ziyaretçilerin Manavgat’ı tercih etmesinde belirleyici oluyor. Gün batımında Apollon Tapınağı önünde oluşan manzara ise Side’yi Akdeniz çanağındaki en özel tarihi merkezlerden biri haline getiriyor. Manavgat aynı zamanda büyük ölçekli konaklama tesisleriyle Antalya turizminin omurgasını oluşturan ilçelerden biri. Side, Sorgun, Kızılot ve Çolaklı bölgelerinde yer alan oteller, her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor. Özellikle her şey dahil sisteminin güçlü şekilde uygulandığı bu tesisler, Avrupa pazarında Manavgat’ı güvenilir ve konforlu bir tatil destinasyonu olarak öne çıkarıyor. Turizm sektörü temsilcileri, Manavgat’ın Antalya genelindeki yatak kapasitesinde kritik bir paya sahip olduğuna dikkat çekiyor. Son yıllarda Manavgat’ta turizm anlayışının çeşitlenmesi de dikkat çekiyor. Doğa yürüyüşleri, nehir turizmi, tekne turları ve kırsal turizm faaliyetleri, deniz turizminin yanında alternatif seçenekler sunuyor. Manavgat Nehri üzerinde düzenlenen tekne turları, hem yerli hem de yabancı turistler için ilçeyi farklı bir perspektiften keşfetme imkânı sağlıyor. Bu durum, turizmin ilçe geneline yayılmasına ve sezonun uzamasına katkı sunuyor.
Öte yandan Manavgat turizmi, 2021 yılında yaşanan büyük orman yangınlarının ardından önemli bir sınavdan geçti. Bölgenin kısa sürede toparlanması, hem yerel yönetimlerin hem de turizm sektörünün dayanıklılığını ortaya koydu. Bugün Manavgat, yeniden yapılanma sürecinden güçlenerek çıkmış bir destinasyon olarak anılıyor. Yangın sonrası çevre bilinci ve sürdürülebilirlik vurgusu, yeni turizm projelerinin temel başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
Manavgat’ın en büyük avantajlarından biri de yerel yaşam ile turizmin iç içe geçebilmesi. İlçe merkezi, pazarı, esnaf kültürü ve tarımsal üretimiyle “sadece turistler için kurulmuş” bir yer olmaktan uzak bir yapıya sahip. Bu durum, ziyaretçilere daha otantik bir deneyim sunarken, yerel ekonominin de turizmden doğrudan pay almasını sağlıyor. Bugün Manavgat, Antalya turizminin sessiz ama vazgeçilmez aktörlerinden biri konumunda. Doğayı, tarihi ve modern turizm altyapısını aynı potada eriten ilçe, kitle turizmi ile alternatif turizmi dengeleyebilen nadir destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre doğru planlama, çevreyi önceleyen yatırımlar ve yerel değerleri koruyan politikalarla Manavgat, önümüzdeki yıllarda Antalya’nın değil, Türkiye turizminin de en güçlü markalarından biri olmaya devam edecek.
Haberi yazan Muhabir: Mohammad salim Mohammadi
Konyaaltı Plajı: Antalya’nın Vitrini mi, Kentin Ortak Yaşam Alanı mı?
Antalya denildiğinde akla gelen ilk görüntülerden biri olan Konyaaltı Plajı, yıllardır kentin hem turizm yüzünü hem de günlük yaşamını temsil eden en önemli kamusal alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Toros Dağları’nın Akdeniz’le buluştuğu noktada uzanan yaklaşık 7 kilometrelik sahil bandı, yalnızca denize girilen bir plaj olmanın ötesinde, Antalya’nın sosyal, ekonomik ve çevresel dinamiklerini yansıtan bir alan haline gelmiş durumda. yoğunluğu artıyor. Yaz aylarında plaj, adeta farklı dillerin ve kültürlerin bir araya geldiği açık hava buluşma noktası haline geliyor.
Son yıllarda hayata geçirilen Konyaaltı Sahil Düzenleme Projesi, plajın çehresini önemli ölçüde değiştirdi. Yürüyüş ve bisiklet yolları, çocuk oyun alanları, spor sahaları, kafeler ve yeşil alanlar sahili daha işlevsel hale getirdi. Özellikle engelli erişimine uygun düzenlemeler, Konyaaltı’nı “herkes için plaj” anlayışına yaklaştırdı. Mavi Bayrak statüsünün korunması için yapılan düzenli su analizleri ve temizlik çalışmaları ise çevresel hassasiyet açısından öne çıkıyor.
Ancak Konyaaltı Plajı’nın artan popülaritesi bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Yaz sezonunda yaşanan yoğunluk, trafik ve otopark sorunlarını kronik hale getirirken, özellikle hafta sonları sahil bandında ciddi bir kalabalık oluşuyor. Bölge esnafı bu hareketlilikten memnun olsa da, bazı vatandaşlar gürültü, çevre kirliliği ve plansız kullanım konusunda endişelerini dile getiriyor. Uzmanlar, bu noktada sürdürülebilir turizm ve kamusal alan yönetiminin önemine dikkat çekiyor. Konyaaltı Plajı bugün Antalya için bir vitrin niteliği taşıyor. Turizm tanıtımlarında öne çıkan bu sahil, aynı zamanda kentin sosyal yaşamının da aynası. Doğru planlama, etkin denetim ve çevreyi önceleyen politikalarla Konyaaltı’nın hem doğal yapısını koruması hem de kamusal bir alan olarak işlevini sürdürmesi mümkün. Aksi halde bu eşsiz sahil, yoğunluk ve kontrolsüz kullanımın baskısı altında kimliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Antalya’nın denizle kurduğu bağın en güçlü temsilcilerinden biri olan Konyaaltı Plajı, bugün sadece bir turizm noktası değil; kentin geleceğidir.
Haberi yazan Muhabir: Mohammad salim Mohammadi